•  Soru Sor

    Soru Sor

    Kişisel verilerin korunması kanununu okudum anladım (KVKK)
    GGüvenlik Numarası.

  • 0850 532 5 236 (CEO)
  • info@saglikiletisimplatformu.com
  • Sağlık İletişim Platformu
  • Hakkımızda
  • ONLINE MUAYENEHANE
  • Videolar
  • Bu Test Nerede Yapılıyor?
  • İletişim

Sağlık

  • Makaleler
  • Sağlık
  • KKKA hastalığında ölüm oranı yüzde 5'in altında

KKKA hastalığında ölüm oranı yüzde 5'in altında

  • Sağlık İletişim Platformu
  • 309
  • Sağlık

KKKA hastalığında ölüm oranı yüzde 5'in altında

KKKA hastalığı tedavisi konusunda uzun yıllar merkez konumda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan Prof. Dr. Elaldı, AA muhabirine, dünyada "Argasidae" ve "Ixodidae" ailelerine bağlı yaklaşık 900 civarında kene türünün bilindiğini söyledi.

Elaldı, bunlardan Hyalomma cinsine ait kene türlerinin hastalığın başlıca vektörleri olduğunu belirterek, "Türkiye'de şimdiye kadar 50'den fazla kene türünün olduğu tespit edilmiştir. Günümüze kadar birçok kene türünün virüsün biyolojik vektörü olabileceği düşünülmüş ise de hastalığın başlıca biyolojik vektörünün ülkemizde de yaygın olarak bulunan Hyalomma cinsine bağlı keneler olduğu kabul edilmektedir." dedi.

Türkiye genelinde yıllara göre KKKA olgu sayısının 500 ila 1000 arasında değiştiğine dikkati çeken Elaldı, "Vücuda tutunan keneler saatler ya da günlerce orada kalıp, aç oldukları ağırlıklarının 100-200 katı kadar kan emebilirler. Bir kişi keneyi vücudunda yapışmış olarak gördüğünde henüz enfekte kene virüsü vücuda bulaştırmamış olabilir. Bu nedenle kene bir an önce mümkünse kafasını koparmadan bir bütün halinde vücuttan uzaklaştırılmalıdır." diye konuştu.

Kenelerin doyana kadar kan emdikten sonra bir dış müdahale olmaksızın vücuttan ayrıldığını anlatan Elaldı, "Risk, kenenin yalnız KKKA'ya neden olan virüsle değil, başka bir hastalık etkeniyle enfekte olup olmamasına da bağlıdır. KKKA virüsünün kenelerle bulaştırılan 200'den fazla hastalık etkeninden sadece birisi olduğu unutulmamalıdır." ifadelerini kullandı.

Özellikle 65 yaş üstü risk altında

Elaldı, hastalığın her yaş grubunda gözlendiğine ve ölüme sebep olduğuna işaret ederek, "Özellikle 65 yaş üstündeki bireylerde cinsiyet gözetmeksizin daha fazla ölüme sebep olmaktadır. Teorik olarak alt hastalığı olan bireylerde daha şiddetli seyretmekle birlikte bilimsel çalışmalar hastaneye başvuru sırasında kanlarında yüksek miktarda virüs bulunduran bireylerde ölümlerin daha fazla gözlendiğini göstermektedir. Örneğin kanında 1 mililitrede 100 milyon KKKA virüsü olanların yüzde 80'inin, 1 trilyon olanların ise daha fazla oranda öldüğü yapılan bilimsel çalışmalardan anlaşılmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

"Ülkemizde ölüm oranı yüzde 5'ten düşük"

Hastalıkla ilgili ölüm oranlarının ülkeden ülkeye hatta hastaneden hastaneye değişmekte olduğunun altını çizen Elaldı, şunları kaydetti:

"Dünya literatüründe genellikle hastalığa atfedilen ölüm oranları yüzde 10-30 arasında değişmektedir. Ülkemizde ise ölüm oranı yüzde 5'ten düşüktür. Hastalığa hızla tanı konması, Sağlık Bakanlığının birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarındaki hasta takip ve sevk kriterleri ile bölgelere göre 'referans hastaneler' belirlenmesi, hastaların gerektiğinde hızla üst basamak hastanelere sevk edilmesi ve tecrübeli doktor ve yardımcı sağlık personeli tarafından takip ve tedavi edilmesi sayesinde hastaların en az yüzde 95'i hastanelerden şifa ile taburcu edilmektedir. Böyle bir düşük ölüm oranı yurt dışındaki otoriteler ve hekimlerce de takdir ile karşılanmaktadır."

En fazla bacaklara tutunuyor

Elaldı, kenelerin insan vücudundaki herhangi bir bölgeye yapışıp kan emdiklerine dikkati çekerek, "Yapılan bilimsel yayınlarda insanlarda başlıca kene tutunma bölgelerinin karın, kollar, koltuk altı, sırt, göğüs, baş ve boyun, kalça, bacaklar ve dış genital organların olduğu belirtilmektedir. KKKA'ya neden olan virüsü taşıyan Hyalomma marginatum kenesinin ise ülkemizde yapılan bir araştırmada en sık bacaklara, sonra baş-boyun bölgesine ve daha sonra da kollara yapışıp kan emdiği bildirilmiştir." dedi.

Virüs ile enfekte kenelerin Türkiye'de yaygın olarak gözlendiğine değinen Elaldı, "Sivas'a bağlı kırsal bölgeler ve çevre illerde yakın zamanda yaptığımız bir çalışmada sığırlardan ve yerden toplanan kenelerin dağılımına baktığımızda yüzde 90 ile en fazla Hyalomma cinsine ait kenelerin olduğunu ve KKKA hastalığının bulaşmasından en fazla sorumlu olan Hyalomma marginatum türü kenelerin ise toplamın yüzde 80'ini oluşturduğunu ve bu kenelerin de bölgelere göre değişen oranlarda virüs ile enfekte olduğunu gözledik." diye konuştu.

Elaldı, bir kenenin ne kadar erken çıkarılırsa KKKA hastalığı bulaşma riskinin de o kadar azalacağının altını çizerek, sağlık kuruluşlarında görevli doktor ve yardımcı sağlık personelinin KKKA konusunda her yıl düzenli olarak bilgilendirildiğini anlattı.

KKKA hastalığı tedavisi ve aşı çalışmaları

KKKA hastalığı tedavisi hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Nazif Elaldı, "Gerektiğinde damar yolu ile sıvı ve elektrolit, taze donmuş plazma, eritrosit ve trombosit süspansiyonlarının verilmesi, solunum ve dolaşım desteğinin sağlanması ve hemodiyaliz uygulamaları, günümüzde KKKA'da etkin olan tedavilerdir." dedi.

Elaldı, aşı çalışmalarına da değinerek, Türkiye'de üretilen yerli bir inaktif KKKA aşısının faz 1 çalışmasının tamamlandığını söyledi.

Yurt dışında aralarında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Kars Kafkas Üniversitesinden bilim insanlarının da bulunduğu, 11 ülkeden 13 merkez tarafından yürütülen bir projede hem DNA hem de mRNA temelli iki KKKA aşısı geliştirildiğini ve bunlardan DNA aşısının faz 1 klinik araştırmasının devam ettiğini bildiren Elaldı, dünyada halen devam eden ve deneysel aşamalarda olan birkaç aşı geliştirme çalışmasının bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Webofisin 4
Webofisin 2
Webofisin 1
Webofisin 3
Webofisin 7
Webofisin 6
Webofisin 5

Doktorlarımızdan

  • Prof. Dr. Murat Gönenç

    Pankreas kanseri yolun sonu değildir

    Pankreas kanseri yolun sonu değildir

    Yakın zamana kadar pankreas kanseri oldukça kötü seyirli, tedavi edilmesi mümkün olmayan bir hastalık olarak kabul edilirdi. Öyle ki tedavi ile dahi hastaların yaşam beklentisi en iyimser haliyle b...

  • Online Doctor Türkiye

    Hipertansiyona karşı 7 yaşam tarzı önerisi

    Hipertansiyona karşı 7 yaşam tarzı önerisi

    Kan basıncı yüksekliği anlamına gelen hipertansiyon; kalp yetmezliği, kalp krizi, atriyal fibrilasyon gibi bazı ritim bozuklukları, kronik böbrek hastalığı gibi çeşitli rahatsızlıklar için önlenebili...

  • DOKTOR İYİLİK GÜZELLİK

    VAJİNA DARALTMA NİŞANTAŞI

    VAJİNA DARALTMA NİŞANTAŞI

    VAJİNA DARALTMA İŞLEMLERİ✅ Lazer ile Vajina Daraltma ( izleyin youtube )✅ Vajina Daraltma Ameliyatı ( izleyin youtube )Vajina genişlemesinin sebepleri nelerdir? İri bebek, uzamış ve zorlu doğuml...

  • Prof.Dr. Turan Uslu

    Kuru İğne Tedavisi Nedir?

    Kuru İğne Tedavisi Nedir?

    İMS (Kuru İğne Tedavisi) Nedir ?Şekil olarak akupunktura çok benzeyen ama uygulamalarda farklılıklar gösteren, kaslara iğne yapılmasıyla uygulanan bir tedavi yöntemidir.Kas-iskelet sistemi ağr...

  • Uzm.Dr. Melda Bolat Bilsel

    PRP TEDAVİSİ

    PRP TEDAVİSİ

    PRP İLE HÜCRESEL TEDAVİ NEDİR?PRP (Platelet Rich Plasma) platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidirHastalardan alınan kan ,santrüfüj işle...

  • Prof. Dr. Nilda Sütay Süslü

    Bademcik ve Geniz Eti

    Bademcik ve Geniz Eti

    BADEMCİK VE GENİZ ETİBademcik (Tonsil) ve geniz eti (Adenoid) olarak isimlendirilen dokular lenfoid hücrelerden oluşmuştur. Lenfosit yapımında rolü vardır. Yeni doğanda anneden geçen immünglobul...

  • Prof. Dr. Bengi Başer

    Fitoterapi Nedir?

    Fitoterapi Nedir?

    Şifalı bitkilerle tedavi anlamına gelen Fitoterapi, farmakolojinin bir dalidir. Fitoterapi, bitkilerin içerdiği kimyasal maddeleri belirli doz ve şekillerde kullanarak hastalıkları önleme ve tedavi e...

  • Prof.Dr. M. Mete Kıroğlu

    Sinüs- Ağrı, Basınç, Akıntı

    Sinüs- Ağrı, Basınç, Akıntı

    Sinüs Ağrısı, Basınç ve Akıntı Nedir?Sinüzit Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri“Sinüslerim beni öldürüyor!” cümlesini daha önce söylediyseniz yalnız değilsiniz. Sinüs...

  • Prof Dr İbrahim SARI

    Kalp kateterizasyonu ve anjiyografi nedir?

    Kalp kateterizasyonu ve anjiyografi nedir?

    Kalp kateterizasyonu ve anjiyografi nedir, neden bu işlemlere gereksinim duyulur?Kalp kateterizasyonu ve anjiyografi tedavi değil, tanı (teşhis) yöntemidir. Kalp boşluklarının ve koroner arterle...

  • Prof.Dr. Seher Naz Yeni

    Jeneralize Nöbetler

    Jeneralize Nöbetler

    Jeneralize NöbetlerJeneralize nöbetler tüm beyne yayılırlar. En sık rastlanan tipi jeneralize tonik-klonik nöbetlerdir. Halk arasında sara nöbeti denince bu nöbet şekli akla gelir . Kısaca kişi ...

facebook

Sağlık İletişim Platformu

Sağlığınız için herşey

Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Bülent Ergan
Editör
Zafer Karaca
İletişim: 0850 532 5 236
(CEO)Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır.Sağlık İletişim Platformu harici linklerin sorumluluğunu almaz.

İrtibat Bilgileri

  • Marmara Teknopark Tübitak Gebze Yerleşkesi, 41400 Gebze/Kocaeli
  • 0850 532 5 236 (CEO)
  • info@saglikiletisimplatformu.com

Bülten Aboneliği

    Kişisel verilerin korunması kanununu okudum anladım (KVKK)

    saglikiletisimplatformu.com 2026, All Rights Reserved

    • Hakkımızda
    • ONLINE MUAYENEHANE
    • Videolar
    • Bu Test Nerede Yapılıyor?
    • İletişim